Meme kanseri, meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz şekilde büyüyüp çoğalması sonucunda ortaya çıkan ve kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Nadir olmakla birlikte, erkeklerde de meme kanserine rastlanabilir. Hastalık çoğu zaman erken dönemde belirti vermeyebileceği için düzenli kontrollerin aksatılmaması önerilir. Memede yeni fark edilen bir kitle, meme şeklinde değişiklik, cilt renginde farklılaşma veya meme ucunda değişiklik meme kanserinin ilk belirtileri arasında yer alabilir. Bu nedenle memelerdeki değişikliklerin düzenli olarak takip edilmesi, olağandışı bir durum fark edildiğinde ise gecikmeden doktora başvurulması önemlidir.
Meme kanseri, meme dokusunda bulunan hücrelerin çeşitli nedenlerle kontrolsüz şekilde bölünüp çoğalması sonucunda ortaya çıkan bir kanser türüdür. Meme dokusu süt üreten lobüllerden (bezler), sütün meme ucuna taşınmasını sağlayan süt kanallarından ve bu yapıların çevresindeki yağ ve bağ dokusundan oluşur. Meme kanseri çoğunlukla süt kanallarında bulunan hücrelerden köken alır. Bununla birlikte, süt üreten lobüllerde veya memenin diğer dokularında da başlayabilir.
Hücreler canlı yapılardır, yani belirli bir yaşam döngüsüne sahiptir. Normal şartlarda yaşlanan veya ciddi şekilde hasar gören hücreler kontrollü bir şekilde ortadan kaldırılır ve yerlerine yeni hücreler oluşur. Ancak hücrelerin büyümesini ve çoğalmasını kontrol eden mekanizmalar bozulduğunda, hücreler ihtiyaç olmadığı halde bölünmeye ve çoğalmaya devam edebilir ve zamanla tümör dokularının oluşmasına neden olabilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024 yılı verilerine göre meme kanseri, genel popülasyonda akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci, kadınlarda ise en sık görülen kanser türüdür.
Meme kanseri, kanser hücrelerinin başladıkları bölgenin dışına yayılıp yayılmadığına göre temel olarak invaziv ve noninvaziv olarak iki sınıfa ayrılır. Noninvaziv meme kanserinde hücreler başladıkları bölgede sınırlı kalır, invaziv kanser türlerinde ise çevredeki meme dokusuna yayılmaya başlar. Başlıca meme kanseri türleri şunlardır:
Bazen meme kanseri türleri arasında sıralansa da, lobüler karsinom in situ (LCIS) meme kanseri değildir. Süt bezlerindeki hücrelerde meydana gelen anormal değişikliklerdir. Ancak bu hücreler lobüllerin dışına ve çevredeki meme dokusuna yayılmaz. LCIS'in kanser öncesi bir durum mu yoksa meme kanseri gelişimi açısından bir risk faktörü mü olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte, LCIS'i olan kişilerde ilerleyen dönemde meme kanseri gelişme riski artabilir.
Meme kanseri erken evrede herhangi bir belirti göstermeyebilir. Çoğu insan memede ele gelen kitle fark edilmesinden sonra tanı alır. Bazı hastalarda ise döküntü erken meme kanseri belirtisi olabilir. Buna göre başlıca meme kanseri belirtileri şunlardır:
Meme kanseri belirtileri hastalığın evresine göre değişiklik gösterebilir. Çoğu zaman meme kanseri belirtisi ağrı gibi düşünülse de, aslında çoğu meme kanseri vakasında kitleler ağrısızdır. Ek olarak, memede kitle olması da her zaman kanser anlamına gelmez. Bu nedenle meme kanseri çoğu zaman rutin bir muayene sırasında tespit edilir.
Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser olmakla birlikte, nadir de olsa erkeklerde de ortaya çıkabilir. Erkeklerde meme kanseri belirtileri de kadınlarda görülen semptomlar ile büyük ölçüde aynıdır. Memede veya meme ucunun çevresinde ele gelen kitle, meme ucunun içe doğru çekilmesi, meme cildinde kızarıklık, pullanma veya çökme ve meme ucundan akıntı gelmesi erkeklerde de görülebilen belirtiler arasındadır.
Erkeklerde meme dokusunun kadınlara göre daha az olması nedeniyle tümörler çoğunlukla meme ucunun altında veya çevresinde ortaya çıkar. Bu nedenle erkeklerde en sık fark edilen belirti meme ucuna yakın bölgede ele gelen sert ve çoğunlukla ağrısız bir kitledir. Bunun yanında koltuk altında veya köprücük kemiği çevresinde ele gelen şişlik de meme kanserinin belirtilerinden biri olabilir.
Meme kanseri meme dokusundaki hücrelerin genetik yapısında meydana gelen değişiklikler sonucunda kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla gelişir. Bu değişikliklerin neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmese de, bazı faktörlerin meme kanseri riskini artırdığı bilinmektedir. Yaş, genetik yatkınlık, yoğun meme dokusu gibi değiştirilemez ve yaşam tarzı alışkanlıkları gibi değiştirilebilir bazı faktörler meme kanseri riskini artırabilir. Başlıca meme kanseri nedenleri ve risk faktörleri aşağıda ele alınmıştır:
Sayılanlar meme kanseri için değiştirilemez risk faktörleridir. Bunların yanı sıra sigara ve alkol gibi sağlığa zararlı alışkanlıklar, obezite, BPA, arsenik, kurşun gibi endokrin bozucu maddelere maruziyet gibi değiştirilebilir risk faktörleri de vardır. Ayrıca rafine gıdaların, yağlı ve şekerli ürünlerin fazla tüketimi de meme kanseri dahil olmak üzere çeşitli kanserlerin görülme riskini artırabilir.
Meme kanseri tanısında öncelikle kişinin şikâyetleri ve sağlık öyküsü dinlenir. Ardından meme ve koltuk altları muayene edilir. Memede ele gelen bir kitle, şekil değişikliği, ciltte farklılık ve meme başında herhangi bir değişiklik olup olmadığı kontrol edilir. Uzmanlar gerekli gördüklerinde memeleri daha detaylı incelemek için çeşitli görüntüleme yöntemlerine başvurabilir.
Mamografi ve meme ultrasonu, meme kanseri tanı ve tarama sürecinde en sık kullanılan görüntüleme yöntemlerindendir. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri'nde kullanılan dijital mamografi düşük doz radyasyonla meme dokusunun ayrıntılı görüntülenmesini sağlayabilir. Ultrason ise mamografide fark edilen atipik bir alanın daha yakından incelenmesine yardımcı olur. Özellikle meme kanserinin ilk belirtileri arasında yer alabilecek bir kitle veya başka bir değişiklik varsa, doktor her iki yönteme de başvurabilir. Bunun yanı sıra, emziren annelerde meme kanseri belirtileri olması halinde de mamografi yerine ultrasona başvurulabilir.
Memedeki her kitle kanserden kaynaklanmayabileceği için görüntüleme sonucunda şüpheli bir alan görülürse biyopsi yapılması gerekebilir. Biyopsi sırasında memedeki şüpheli bölgeden bir doku örneği alınır ve patoloji laboratuvarında incelenir. İnceleme neticesinde kanser tanısı kesinleştirilirse, uzmanlar kanserin türünü belirlemek için ek tetkiklerden de faydalanabilir.
Meme kanseri tanısından sonra hastalığın ne kadar ilerlediğini belirlemek ve tedavi planını oluşturmak için evreleme yapılması gerekir. Evreleme sırasında tümörün boyutu ve memedeki yeri, kanser hücrelerinin yakındaki lenf bezlerine yayılıp yayılmadığı ve vücudun başka bölgelerine sıçrayıp sıçramadığı değerlendirilir.
Meme kanseri evrelemesinde TNM sistemi kullanılır. “T” tümörün boyutunu ve yayılımını, “N” yakındaki lenf bezlerine yayılıp yayılmadığını, “M” ise kanserin uzak bölgelere metastaz yapıp yapmadığını ifade eder. Ayrıca kanser hücrelerinin özellikleri de evrelemede dikkate alınabilir. Hücrelerin mikroskop altında görünümü, hormon reseptörlerinin bulunup bulunmaması ve HER2 adı verilen proteinin fazla üretilip üretilmemesi hastalığın özelliklerini ve tedavi yaklaşımını belirlemede önemlidir. Buna göre meme kanseri evreleri şunlardır:
Meme kanserinin evresi hastalığın tedavi planının oluşturulmasında önemli bilgiler sağlar. Ancak uzmanlar tedavi planı hazırlarken tümörün özellikleri, kanser hücrelerinin büyümek için östrojen ve testosteron gibi hormonları kullanıp kullanmadığı, yani hormon reseptörü pozitif olup olmadığı gibi durumları ve kişinin genel sağlık durumunu da dikkate alırlar. Meme kanseri ileri evre belirtileri arasında şiddetli ağrı gibi semptomlar da olabileceğinden, tedavinin planlanmasında evrelerin yanı sıra hastanın semptomları da göz önünde bulundurulur.
Meme kanseri tedavisi hastalığın evresine, tümörün büyüklüğüne, özelliklerine, meme kanseri görülme yaşı ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlanır. Kanser tedavisinde cerrahi ve kemoterapi gibi cerrahi dışı yöntemler ayrı ayrı veya birlikte kullanılabilir. Cerrahi, meme kanserinde en sık kullanılan tedavi yöntemlerinden biridir. Cerrahi tercih edilen hastalarda tümörün tamamının ve çevresindeki bir miktar dokunun çıkarıldığı meme koruyucu ameliyat uygulanabileceği gibi, gerekli durumlarda memenin tamamının alınması (mastektomi) da tercih edilebilir. Ameliyat sırasında kanserin lenf bezlerine yayılıp yayılmadığını anlamak için sentinel lenf nodu biyopsisi yapılabilir. Lenf bezlerinde kanser hücrelerinin bulunması halinde daha kapsamlı bir lenf nodu cerrahisine ihtiyaç duyulabilir.
Özellikle meme koruyucu cerrahiden sonra veya bazı hastalarda mastektomi sonrasında radyoterapi uygulanabilir. Radyoterapide kanser hücrelerini yok etmek veya yeniden oluşma riskini azaltmak amacıyla yüksek enerjili ışınlar kullanılır.
Meme kanseri dahil olmak üzere kanser tedavisinde en sık kullanılan yöntemlerden biri de kemoterapidir. Kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek için ilaçların kullanıldığı bir tedavidir. Cerrahiden önce tümörü küçültmek amacıyla uygulanabileceği gibi, ameliyat sonrasında geride kalmış olabilecek kanser hücrelerini ortadan kaldırmak için de kullanılabilir. Bununla birlikte, her kanser hastasında kemoterapi gerekmeyebilir. Uygun hastalarda uzmanlar immünoterapi, akıllı ilaçlar ve yeni nesil hedefe yönelik tedaviler gibi kemoterapisiz kanser tedavisi yöntemlerinden de faydalanabilir.
Eğer kanser türü hormonlara duyarlıysa, hormon tedavisi uygulanabilir. Hormon terapisi, östrojen ve progesteron gibi meme kanserinin büyümesini artırabilecek hormonların üretimini engelleyerek kanserin büyümesini engellemeye veya tamamen ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir.
Tedavi sonrasında da takip süreci devam eder. Düzenli kontroller sırasında hastalığın yeniden ortaya çıkıp çıkmadığı ve yeni bir değişiklik olup olmadığı izlenir. Meme kanseri nüks belirtileri açısından şüphe oluşturan bir durum veya değişiklik olması halinde vakit kaybetmeden doktora danışılması önemlidir.
Meme kanseri çoğu zaman herhangi bir belirti vermeden ilerlediği için çoğu zaman ancak rutin tarama sayesinde tespit edilir. Erken tanı tedavinin başarısı açısından oldukça önemlidir. Memede ele gelen bir kitle, cilt değişikliği veya meme başında farklılık gibi belirtiler fark ederseniz veya sadece tarama yaptırmak isterseniz Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri’nin uzman doktorlarına başvurarak gerekli kontrollerinizi yaptırabilirsiniz.
This content was prepared by Yeditepe University Hospitals Medical Editorial Board.
”
Alo Yeditepe