Behçet hastalığı, vücuttaki damarların iltihaplanmasıyla seyreden ve ağız içi aftlar, genital yaralar, göz, cilt, eklem ve iç organ tutulumlarıyla kendini gösteren kronik, sistemik bir sağlık sorunudur. Hastalığın temelinde damar duvarlarında gelişen iltihaplanma bulunur. Küçük ve büyük damarlar etkilenebildiği için ortaya çıkan belirtiler oldukça farklı olabilir. Behçet hastalığı nadir görülen bir hastalık olarak kabul edilir. Özellikle Türkiye'nin de içinde bulunduğu bazı coğrafi bölgelerde daha sık görülmektedir. Genellikle genç erişkinlik döneminde ortaya çıksa da, çocuklarda Behçet hastalığı vakaları ve ileri yaşlarda görülen durumlar da mevcuttur. Halk arasında sıklıkla merak edilen "Behçet Hastalığı Nedir?" , "Behçet Hastalığının Olma Sebebi Nedir?" , "Behçet Hastalığı Bulaşıcı mı?" gibi sorular ve çok daha fazlasını aşağıdaki yazımızda bulabilirsiniz.
Behçet hastalığı, vücuttaki damarları etkileyebilen kronik ve iltihaplı bir hastalıktır. Hastalık yalnızca tek bir bölgeyle sınırlı kalmayabilir. Behçet hastalığı ağız yaraları ve genital bölgedeki yaralar en çok bilinen bulgular arasında yer alsa da gözler, deri, eklemler, sindirim sistemi, damarlar ve sinir sistemi de etkilenebilir. Bu nedenle Behçet hastalığı her kişide aynı şekilde ortaya çıkmaz. Bazı kişilerde ağız yaraları ön plandayken bazı kişilerde göz bulguları, damar tutulumu veya eklem yakınmaları daha belirgin olabilir.
Behçet hastalığında belirtiler dönem dönem ortaya çıkabilir. Yakınmaların azaldığı sakin dönemlerin ardından yeni bir alevlenme görülebilir. Bazı bulgular birkaç hafta içinde gerileyebilirken, hastalığın farklı bir döneminde başka bir organ sistemi etkilenebilir. Bu değişken seyir tanı sürecinin yalnızca tek bir belirti üzerinden yürütülmesini güçleştirebilir.
Behçet hastalığı bulguları ve belirtileri kişiden kişiye değişebilir. En sık karşılaşılan bulgulardan biri tekrarlayan ağız yaralarıdır. Bu yaralar başlangıçta küçük kabarıklıklar şeklinde başlayabilir ve kısa sürede ağrılı ülserlere dönüşebilir. Yaralar çoğunlukla birkaç hafta içerisinde iyileşir, ancak belirli aralıklarla yeniden ortaya çıkabilir. Diğer bazı behçet hastalığı belirtileri aşağıdaki gibidir:
İlk belirtiler arasında tekrarlayan ağız yaraları öne çıkar. Bu yaralar sıradan aftlara benzeyebilir, ancak tekrarlama eğilimi tanısal değerlendirme açısından önem taşır. Genital bölgede tekrarlayan yaralar veya nedeni açıklanamayan cilt lezyonları da erken dönemde görülebilir. Bazı kişilerde ilk yakınma gözde kızarıklık, ağrı veya bulanık görme olabilir. Bazı kişilerde eklem ağrısı veya bacaklarda ağrılı cilt nodülleri ön plana çıkabilir. Bu nedenle hastalığın başlangıcında bütün belirtilerin aynı anda görülmesi beklenmez. Tek başına ağız yarası veya tek bir cilt lezyonu Behçet hastalığı tanısı için yeterli değildir. Özellikle tekrarlayan belirtilerin zaman içindeki seyri tanı açısından önem taşır.
Behçet hastalığının kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Hastalığın ortaya çıkmasında genetik yatkınlığın ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir. Bağışıklık sisteminin çalışma biçimindeki değişiklikler damarların iltihaplanmasına katkıda bulunabilir. Bununla birlikte, hastalığın tek bir nedene bağlanması mümkün değildir. Bazı genetik özelliklerin Behçet hastalığına yatkınlığı artırabileceği bilinmektedir. HLA-B51 olarak adlandırılan genetik belirteçlerden biri de bu yatkınlıkla ilişkilidir. Ancak bu belirtecin bulunması tek başına Behçet hastalığı tanısı koydurmaz. Aynı genetik özelliğe sahip her kişide hastalık gelişmesi beklenmez. Benzer şekilde, Behçet hastalığı bulunan her kişide bu belirtecin bulunması da şart değildir.
Hastalığın Türkiye, Orta Doğu ve bazı Doğu Asya ülkelerinde daha sık görülmesi genetik yatkınlığın yanında çevresel faktörlerin de araştırılmasına neden olmuştur. Ancak belirli bir yiyecek, stresli bir dönem veya tek başına herhangi bir çevresel etken Behçet hastalığının kesin nedeni olarak gösterilemez.
Behçet hastalığında tek bir yöntemle bütün belirtilerin ortadan kaldırılması beklenmez. Tedavi hastalığın hangi organları etkilediğine ve belirtilerin şiddetine göre planlanır. Amaç iltihabı kontrol altında tutmak, belirtileri azaltmak ve gözler, damarlar veya sinir sistemi gibi önemli organlarda kalıcı hasar gelişmesini önlemektir. Behçet hastalığına iyi gelen yiyecekler arayışında olan hastalar için tek başına beslenmenin yeterli olmayacağı bilinmelidir. Ağız yaralarında ağrıyı azaltmaya yönelik ağız bakım ürünleri ve lokal tedaviler kullanılabilir. Cilt bulgularında doktor tarafından önerilen krem veya jellerden yararlanılabilir. Göz tutulumu varsa, gözün durumuna göre uygun göz tedavileri uygulanır. Eklem yakınmalarında da hastalığın genel durumuna göre ilaç tedavisi planlanabilir. Günlük yaşamda yeterli dinlenme ve düzenli uyku önem taşıyabilir. Alevlenme dönemlerinde aşırı fiziksel ve psikolojik yükün azaltılması yararlı olabilir. Hastalığın seyrine uygun şekilde yürüyüş veya yüzme gibi orta düzey fiziksel aktiviteler de genel iyilik haline katkı sağlayabilir. Bununla birlikte, herhangi bir yiyeceğin veya bitkisel ürünün Behçet hastalığını tedavi ettiği düşünülmemelidir. Özellikle kullanılan ilaçlarla etkileşebilecek takviyelerin doktora danışılmadan alınması uygun değildir.
Behçet hastalığı tedavisi hastalığın tuttuğu organlara göre değişir. Hafif ağız veya genital yaralarda lokal tedaviler kullanılabilir. Bazı hastalarda kolşisin veya apremilast gibi Behçet hastalığı ilaçları ağız ve genital ülserlerin kontrolünde tercih edilebilir. Daha belirgin iltihaplanma veya organ tutulumu bulunan durumlarda bağışıklık sisteminin aktivitesini azaltan ilaçlara ihtiyaç duyulabilir. Günümüzde geliştirilen Behçet hastalığı yeni tedavi yöntemleri bağışıklık yanıtını hedefleyen yaklaşımları içermektedir. Şiddetli hastalık tablolarında biyolojik ilaçlar da tedavi seçenekleri arasında yer alabilir. Ancak bu ilaçların kullanımı hastalığın özellikleri ve kişinin genel sağlık durumu değerlendirilerek uzman hekim tarafından belirlenir. Her Behçet hastasına aynı ilaç veya aynı doz uygulanmaz.
Tedavinin önemli bir bölümü düzenli takipten oluşur. Behçet hastalığı birden fazla organı etkileyebildiğinden, farklı uzmanlık alanlarından hekimlerin değerlendirmesi gerekebilir. Özellikle görmede azalma, gözde belirgin ağrı, ani nörolojik belirtiler veya damar tutulumu düşündüren yeni yakınmalar ortaya çıktığında değerlendirme geciktirilmemelidir. İlaçların belirtiler azaldığında kendiliğinden bırakılması da doğru değildir. Hastalık sakinleşmiş görünse bile tedavi, hekim kararı olmadan değiştirilmemeli veya sonlandırılmamalıdır. Düzenli kontroller hastalığın yeniden alevlenmesinin ve organ hasarının erken fark edilmesine yardımcı olur.
Behçet hastalığında en sık karşılaşılan bulgulardan biri ağız içindeki tekrarlayan yaralardır. Bunun yanında genital bölge ve deri de sık etkilenen alanlar arasındadır. Göz tutulumu da hastalığın önemli bulgularından biridir. Ancak Behçet hastalığı yalnızca ağız veya cilt hastalığı olarak değerlendirilmemelidir. Hastalığın damarları etkilemesi nedeniyle damar tutulumu özel önem taşır. Toplardamar veya atardamar tutulumu farklı sorunlara neden olabilir. Büyük damarların etkilenmesi bazı durumlarda ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Göz ve sinir sistemi tutulumu da kalıcı hasar riski açısından dikkatle takip edilmesi gereken durumlardır. Bu nedenle en sık tutulan bölge sorusunun yanıtı yalnızca tek bir organla sınırlandırılamaz. Ağız yaraları hastalığın en karakteristik ve yaygın belirtilerinden biri olsa da hastalığın sistemik özellik gösterdiği unutulmamalıdır.
Behçet hastalığı krizi olarak ifade edilen dönemler genellikle hastalık alevlenmesi şeklinde değerlendirilir. Bu dönemlerde daha önce görülmüş belirtiler yeniden ortaya çıkabilir veya yeni bir organ tutulumu gelişebilir. Örneğin aşağıdaki belirtiler aynı dönemde ya da farklı zamanlarda görülebilir;
Alevlenmenin şiddeti kişiden kişiye değişir. Bazı dönemlerde yalnızca ağız yaraları görülürken, bazı durumlarda göz, damarlar veya sinir sistemi etkilenebilir. Özellikle görme değişikliği, şiddetli göz ağrısı, ani gelişen güçsüzlük, konuşma bozukluğu, belirgin baş ağrısı veya kol ve bacakta ani şişlik gibi belirtiler daha ciddi bir tutulumu düşündürebilir. Alevlenme döneminde dinlenmek, stresi azaltmak ve mevcut tedaviyi doktorun önerdiği şekilde sürdürmek önemlidir. Yeni veya alışılmadık bir belirti ortaya çıktığında kontrol randevusunu beklemeden sağlık kuruluşuna başvurmak gerekebilir.
Behçet hastalığında bütün hastalar için geçerli kesin bir yasaklı yiyecek listesi bulunmaz. Behçet hastalığında yenmemesi gerekenler kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Hastalığın tedavisi belirli bir besin grubunun tamamen çıkarılmasına dayanmaz. Ağız yaralarının aktif olduğu dönemlerde çok acı, ekşi veya ağız mukozasını tahriş eden yiyecekler ağrıyı artırabilir. Böyle dönemlerde kişisel toleransa göre daha yumuşak ve tahriş etmeyen yiyecekler tercih edilebilir. Beslenme düzeninin yeterli ve dengeli olması genel sağlık açısından önemlidir. Tek tip beslenme veya gereksiz kısıtlamalar uygulanmamalıdır. Belirli bir yiyeceğin tüketilmesinden sonra sürekli olarak yakınmaların arttığı fark ediliyorsa, bu durumun not edilerek doktor veya diyetisyenle değerlendirilmesi daha doğru olur. Behçet hastalığını iyileştirdiği iddia edilen özel diyetlere veya tek bir besine güvenilmemelidir. Beslenme hastalık tedavisinin yerine geçmez. Kullanılan ilaçların düzenli şekilde alınması ve tıbbi takip sürdürülmelidir.
Behçet hastalığının belirlenmesi tek bir kan testiyle veya yalnızca görüntüleme yöntemiyle yapılmaz. Behçet hastalığını doğrudan saptayan tek bir test olmasa da tanı sürecinde hastalık öyküsünün, fizik muayenenin ve mevcut belirtilerin bir arada değerlendirilmesi önemlidir. Behçet hastalığı tanı kriterleri dikkate alınarak özellikle tekrarlayan ağız yaralarının genital yaralarla, cilt bulgularıyla veya göz iltihabıyla birlikte görülmesi incelenir. Kan testleri başka hastalıkların dışlanmasına veya vücuttaki iltihaplanmanın değerlendirilmesine yardımcı olabilir. HLA-B51 gibi bazı genetik belirteçler destekleyici bilgi sağlayabilir, fakat tek başına tanı koydurmaz. Tanı sürecinde belirtilerin geçmişi özellikle önemlidir. Ağız yaralarının ne sıklıkta tekrar ettiği, genital bölgede yara bulunup bulunmadığı, göz yakınmalarının yaşanıp yaşanmadığı ve cilt veya eklem bulgularının eşlik edip etmediği değerlendirilir. Gerekli durumlarda göz hastalıkları, nöroloji, dermatoloji veya gastroenteroloji gibi farklı branşlardan görüş alınabilir.
Behçet hastalığında genetik yatkınlığın rolü vardır, ancak hastalık doğrudan tek bir gen üzerinden aktarılan basit bir kalıtsal hastalık olarak kabul edilmez. Hastalığın ortaya çıkmasında genetik özelliklerin yanı sıra bağışıklık sisteminin çalışma biçimi ve çevresel etkenler gibi farklı faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir. Bu nedenle belirli bir genetik özelliğin bulunması tek başına hastalığın gelişeceği anlamına gelmez. HLA-B51 ile Behçet hastalığı arasında ilişki bulunması genetik yatkınlığa örnek olarak gösterilebilir. HLA-B51 belirli bir bağışıklık sistemi özelliğini ifade eder ve Behçet hastalığı bulunan kişilerde toplumun geneline göre daha sık görülebilir. Ancak HLA-B51 taşıyıcılığı hastalık tanısı koydurmaz. Bu genetik özelliği taşıyan her kişide Behçet hastalığı gelişmez. Aynı şekilde, Behçet hastalığı bulunan her kişide de HLA-B51 bulunması beklenmez. Genetik yatkınlık daha çok hastalığa karşı duyarlılığı artıran faktörlerden biri olarak değerlendirilir. Başka bir ifadeyle, genetik özellikler hastalığın ortaya çıkması için tek başına yeterli olmayabilir. Bağışıklık sisteminin verdiği yanıt ve çevresel koşullar gibi başka faktörlerin de sürece katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle Behçet hastalığının oluşumu tek bir nedene bağlanamaz.
Ailede Behçet hastalığı bulunması da benzer şekilde değerlendirilmelidir. Birinci derece akrabalarda hastalık görülmesi genetik yatkınlığın bulunabileceğini düşündürebilir, ancak diğer aile bireylerinde mutlaka Behçet hastalığı gelişeceği anlamına gelmez. Aile öyküsü hastalık riskinin değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek bilgilerden biridir, ancak tek başına tanı koydurmaz. Behçet hastalığının genetik geçiş şekli birçok klasik kalıtsal hastalıktan farklıdır. Hastalığın belirli bir genin tek başına aktarılması sonucunda ortaya çıktığı düşünülmez. Bu nedenle ailede Behçet hastalığı bulunması durumunda hastalığın kesin olarak gelecek nesillere aktarılacağı şeklinde bir çıkarım yapılması doğru değildir.
Genetik yatkınlığın bulunması hastalığın kesin olarak gelişeceği anlamına gelmediği gibi, genetik risk faktörlerinin bulunmaması da hastalığın ortaya çıkmasını tamamen dışlamaz. Tanı sürecinde genetik özelliklerden çok hastalığın oluşturduğu belirti ve bulgular ile klinik değerlendirme önem taşır. Ağız ve genital bölgede tekrarlayan yaralar, göz bulguları, cilt lezyonları ve damar veya sinir sistemi tutulumu gibi belirtiler değerlendirilerek tanıya yönelik inceleme yapılabilir.
Behçet hastalığının takibinde romatoloji bölümü önemli bir yere sahiptir. Hastalık birden fazla organ sistemini etkileyebildiği için romatoloji uzmanı, hastalığın genel seyrini değerlendirerek tedaviyi organ tutulumlarına göre planlayabilir. Belirtilere göre başka branşların değerlendirmesi de gerekebilir. Gözde kızarıklık, ağrı veya görme değişikliği varsa göz hastalıkları uzmanı tarafından muayene yapılması önemlidir. Cilt bulguları belirgin olduğunda dermatoloji değerlendirmesi gerekebilir. Sindirim sistemi yakınmaları veya nörolojik belirtiler ortaya çıktığında ilgili uzmanlık alanlarından destek alınabilir.
Behçet hastalığı için öncelikle romatoloji uzmanına başvurulabilir. Romatoloji uzmanı hastalığın sistemik özelliklerini değerlendirerek gerekli tetkikleri planlayabilir ve tedaviyi takip edebilir. Göz tutulumu bulunan kişilerde göz hastalıkları uzmanının değerlendirmesi özellikle önemlidir. Behçet hastalığı gözde iltihaplanmaya neden olabildiğinden, görme ile ilgili yeni bir belirti ortaya çıktığında gecikmeden muayene olunmalıdır. Çocukluk döneminde ortaya çıkan belirtilerde çocuk romatolojisi değerlendirmesi gerekebilir. Hastalığın tuttuğu organa göre farklı branşların birlikte takip yürütmesi olağan bir durumdur.
Behçet hastalığı bulaşıcı değildir. Bir kişiden başka bir kişiye temas yoluyla geçmesi beklenmez. Ağızda veya genital bölgede yaraların bulunması hastalığın bulaşıcı olduğu anlamına gelmez. Hastalığın altında genetik yatkınlık ve bağışıklık sisteminin çalışma biçimiyle ilişkili mekanizmalar bulunur. Bu nedenle Behçet hastalığı enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi kişiden kişiye aktarılan bir hastalık şeklinde değerlendirilmez. Genital bölgede yara bulunması nedeniyle hastalığın cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğu düşünülmemelidir. Bununla birlikte, genital bölgede ortaya çıkan her yaranın Behçet hastalığı olmadığı da unutulmamalıdır. Tekrarlayan veya nedeni belirlenemeyen genital yaralarda uygun tıbbi değerlendirme yapılması gerekir.
Behçet hastalığı her kişide aynı şiddette seyretmez. Birçok kişide belirtiler kontrol altına alınabilir ve düzenli takip ile yaşam sürdürülebilir. Ancak hastalığın bazı organ tutulumu biçimleri ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle damarlar, gözler veya sinir sistemi etkilendiğinde yakın takip gerekir. Gözde gelişen iltihaplanmanın tedavi edilmemesi görme kaybına kadar ilerleyebilir. Damar tutulumu ise pıhtılaşma veya damar duvarında ciddi değişiklikler gibi komplikasyonlara neden olabilir. Sinir sistemi tutulumu da önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle Behçet hastalığının hafife alınmaması gerekir. Hastalığın ciddi olup olmadığı yalnızca tanı adına bakılarak belirlenemez. Hangi organların etkilendiği ve hastalığın ne kadar aktif olduğu değerlendirilmelidir.
Behçet hastalığı cinsel yaşamı özellikle genital bölgede aktif yaralar bulunduğu dönemlerde etkileyebilir. Genital ülserler ağrılı olabileceği için cinsel ilişki sırasında rahatsızlık veya ağrı yaşanabilir. Yaraların iyileşmesiyle bu yakınmalar azalabilir. Bazı yaraların iyileşme sonrasında iz bırakması da mümkündür. Cinsel yaşam üzerindeki etkiler yalnızca fiziksel ağrıyla sınırlı olmayabilir. Tekrarlayan yaralar nedeniyle kaygı veya cinsel ilişkiden kaçınma gelişebilir. Bu durum hastalığın doğrudan cinsel işlev kaybına neden olduğu anlamına gelmez. Aktif genital yara döneminde ağrıya rağmen cinsel ilişkiye devam edilmesi bölgedeki rahatsızlığı artırabilir. Yakınmaların tekrarlaması veya cinsel yaşamı belirgin şekilde etkilemesi durumunda ilgili hekimle açık şekilde konuşulması uygun olur.
Behçet hastalığında sinir sistemi tutulumu görülebilir. Sinir sistemi etkilendiğinde baş ağrısı, bilinç değişiklikleri, denge sorunları veya başka nörolojik belirtiler ortaya çıkabilir. Unutkanlık Behçet hastalığının en tipik belirtilerinden biri değildir. Ancak yeni başlayan belirgin bilişsel değişiklikler özellikle baş ağrısı, denge bozukluğu, görme değişikliği, güçsüzlük veya bilinçte farklılık gibi başka belirtilerle birlikteyse nörolojik değerlendirme gerekebilir. Günlük yaşamda unutkanlığın birçok farklı nedeni bulunabilir. Uyku düzensizliği, stres, kullanılan ilaçlar ve başka sağlık sorunları da bilişsel yakınmalara neden olabilir. Bu nedenle her unutkanlık Behçet hastalığına bağlanmamalıdır.
Behçet hastalığı için bütün hastalara uygulanabilecek tek ve sabit bir rapor yüzdesinden söz edilemez. Değerlendirme hastalığın hangi organları etkilediğine ve bu etkilenmenin günlük yaşam ile çalışma kapasitesi üzerinde ne ölçüde kayba neden olduğuna göre değişebilir. Ağız yaraları gibi sınırlı yakınmalarla ciddi göz, damar veya sinir sistemi tutulumu aynı şekilde değerlendirilmez. Kalıcı organ hasarı bulunup bulunmadığı da değerlendirmede önem taşıyabilir. Engellilik durumunun veya sağlık kurulu raporu gereksiniminin değerlendirilmesi için ilgili mevzuata uygun olarak yetkili bir sağlık kuruluşunda muayene yapılması gerekir. Rapor oranının yalnızca Behçet hastalığı tanısına bakılarak önceden belirlenmesi doğru değildir. Kişinin güncel sağlık durumu ve belgelenmiş organ tutulumu esas alınır.
Behçet hastalığında kaşıntı temel ve en karakteristik belirtilerden biri değildir. Bununla birlikte, cilt tutulumu farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Akne benzeri lezyonlar veya özellikle bacaklarda ağrılı ve kabarık nodüller görülebilir. Kaşıntının bulunması tek başına Behçet hastalığını düşündürmez. Alerjik reaksiyonlar, cilt hastalıkları, enfeksiyonlar, ilaçlara bağlı reaksiyonlar ve birçok farklı durum kaşıntıya neden olabilir.
Behçet hastalığı tanısı bulunan bir kişide yeni başlayan veya yaygınlaşan kaşıntının doğrudan hastalıkla ilişkili olduğu varsayılmamalıdır. Ciltte yeni lezyonlar gelişiyorsa, dermatoloji veya hastalığın genel takibini yapan hekim tarafından değerlendirme yapılması uygun olur.
Behçet hastalığı uzun süreli takip gerektirebilen sistemik bir hastalıktır. Ağız ve genital bölgedeki tekrarlayan yaralar hastalığın en bilinen bulguları arasında yer alsa da, hastalık bundan çok daha geniş bir tablo oluşturabilir. Gözlerde iltihaplanma, damar tutulumu, eklem yakınmaları, cilt bulguları, sindirim sistemi sorunları ve nörolojik belirtiler farklı dönemlerde ortaya çıkabilir.
Tanı için tek bir test bulunmaması nedeniyle belirtilerin geçmişi ve zaman içindeki seyri önem taşır. Hekim değerlendirmesi sırasında daha önce yaşanan ağız yaraları, genital ülserler, göz yakınmaları, cilt lezyonları ve eklem sorunları hakkında ayrıntılı bilgi verilmesi tanı sürecine yardımcı olabilir.
Kamuoyunda Behçet hastalığından kurtulanlar şeklinde ifadeler kullanılsa da tıbbi açıdan hastalığın kontrol altında tutulması ve remisyon döneminden söz etmek daha doğrudur. Hastalık dönem dönem sakinleşebilir ve uzun süre belirti vermeyebilir. Buna rağmen takiplerin bırakılması uygun değildir. Özellikle daha önce göz, damar veya sinir sistemi tutulumu yaşanmışsa, düzenli tıbbi kontrol önem taşır.
Yeni gelişen görme bulanıklığı, göz ağrısı, ani nörolojik değişiklikler, belirgin kol veya bacak şişliği, şiddetli baş ağrısı veya başka ciddi belirtiler ortaya çıktığında tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir. Uygun tedavi ve düzenli takip ile hastalığın oluşturabileceği ciddi komplikasyonların önüne geçilmesi mümkün olabilir. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri’nden randevu alarak siz de uygun takip ve tedavi yöntemlerinden yararlanabilirsiniz.
Behçet hastalığı kronik ve alevlenmelerle seyreden bir hastalıktır. Tıbbi açıdan tamamen "yok edilmesi" yerine hastalığın baskılanması ve sakin döneme (remisyon) sokulması hedeflenir. Uygun ve düzenli tedavi ile hastalık kontrol altında tutularak hastaların kaliteli bir yaşam sürmesi sağlanabilir.
Behçet hastalığı doğrudan tek bir genle ebeveynden çocuğa aktarılan klasik bir kalıtsal hastalık değildir. Ailede genetik yatkınlık (örneğin HLA-B51 geni) bulunsa bile çevresel ve bağışıklık sistemi faktörleri tetiklemediği sürece hastalık gelişmeyebilir. Bu nedenle ailede Behçet hastalığı bulunması çocuğun kesin hasta olacağı anlamına gelmez.
Behçet hastalığına özel tek bir diyet veya mucizevi bir besin yoktur. Ancak özellikle aktif ağız yaralarının bulunduğu dönemlerde çok asitli, baharatlı, aşırı tuzlu ve sert gıdalardan kaçınmak ağrıyı azaltır. Dengeli, bağışıklık sistemini destekleyen ve doktor önerisine uygun bir beslenme düzeni takip edilmelidir.
Evet, Behçet hastalığında göz tutulumu (üveit) ciddi sonuçlar doğurabilir. Göz içi iltihaplanma zamanında tespit edilip biyolojik veya immünsüpresif ilaçlarla tedavi edilmezse kalıcı görme hasarına veya kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle göz belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.
Bu içerik Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.
”
Alo Yeditepe
Video içeriği