Bulaşıcı olmayan hastalıklar; kalp-damar hastalıkları, kanserler, diyabet ve kronik solunum yolu hastalıkları gibi uzun süre devam eden, her yaştan kişiyi etkileyebilen ve çoğunlukla yaşam boyu bakım gerektiren hastalıklardır.
Bu hastalıklarla yaşayan kişiler, hastalıklarının uzun süreli olması, sürekli tedavi ve izlem gerektirmesi ve sağlık sistemiyle tekrarlayan şekilde etkileşim içinde bulunmaları nedeniyle hasta güvenliği açısından özel bir risk grubunu oluşturmaktadır. Korunmadan tanıya, tedaviden uzun dönemli hastalık yönetimine ve öz bakıma kadar bakımın her aşamasında farklı güvenlik riskleri ortaya çıkabilmektedir.
Dünya genelinde sağlık hizmeti sırasında yaklaşık her 10 hastadan 1'inin zarar gördüğü ve bu zararların önemli bir bölümünün önlenebilir olduğu değerlendirilmektedir. Bulaşıcı olmayan hastalıklarda, bakım süreçlerinin uzun süre devam etmesi ve birden fazla sağlık hizmeti ortamını içermesi, zaman içinde zarar görme olasılığını artırabilmektedir. Birden fazla kronik hastalığı bulunan kişilerde ise bakımın karmaşıklığı ve farklı tedavilerin birlikte yürütülmesi hasta güvenliği risklerini daha da artırabilmektedir.
Bu kritik konuya dikkat çekmek amacıyla Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 2026 yılı Dünya Hasta Güvenliği Günü'nün teması “Bulaşıcı Olmayan Hastalıklarda Güvenli Bakım”, sloganı ise “Yaşam Boyu Güvenli Bakım!” olarak belirlenmiştir. Bu tema, bulaşıcı olmayan hastalıklarla yaşayan kişilerin sağlık hizmeti alırken önlenebilir zararlardan korunması için güçlü önlemlerin alınmasını gerektiğini vurgulamaktadır.
Bulaşıcı olmayan hastalıklarda güvenli bakım, yalnızca hastanede sunulan sağlık hizmetleriyle sınırlı değildir. Korunma, risklerin azaltılması, erken ve doğru tanı, tedavi, uzun dönemli hastalık yönetimi, öz bakım ve bakım geçişlerinin tamamında güvenliğin korunması gerekir.
Bu nedenle güvenli bakım; hastayı sürece dahil etmeyi, riski öngörmeyi, zararı önlemeyi, erken tanıyı desteklemeyi, bakımın sürekliliğini sağlamayı ve sürekli öğrenerek iyileştirmeyi gerektirmektedir.
Korunma ve Risklerin Azaltılması: Bulaşıcı olmayan hastalıkları ortaya çıkmasında, tütün ve alkol kullanımı, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme ve hava kirliliği gibi önemli risk faktörleri rol oynamaktadır. Korunma ve risk azaltma yalnızca hastalıkların ortaya çıkmasını önlemek açısından değil, mevcut hastalığı bulunan kişilerin komplikasyon ve zarar riskini azaltmak açısından da kritik öneme sahiptir.
Erken ve Doğru Tanı: Bulaşıcı olmayan hastalıklarda erken tanı, zamanında tedavi ve uygun izlem hastalığın ilerlemesini ve komplikasyonları azaltmada önemli rol oynamaktadır. Doğru ve zamanında tanı, gereksiz girişimlerin önlenmesine ve uygun tedavinin zamanında başlanmasına katkı sağlar.
İlaç Güvenliği: Bulaşıcı olmayan hastalıklarla yaşayan kişiler çoğunlukla uzun süreli ve birden fazla ilaç kullanabilmektedir. Bu durum ilaç etkileşimleri, yanlış ilaç, yanlış doz, tedavi uyumsuzluğu ve ilaç geçişlerindeki hatalar gibi riskleri artırabilmektedir.
Bakımın Sürekliliği ve Koordinasyonu: Bulaşıcı olmayan hastalıkların yönetiminde, bakım çoğu zaman uzun süreli ve farklı sağlık hizmeti ortamlarında devam etmektedir. Bu nedenle bakım geçişleri hasta güvenliği açısından kritik önem taşımaktadır.
Hastanın Bakım Sürecine Aktif Katılımı: Bulaşıcı olmayan hastalıklarla yaşayan kişilerin yalnızca “hasta” olarak değil, kendi bakım süreçlerinin aktif bir ortağı olarak görülmesi gerekmektedir. Bu hastaların tanı ve tedavi süreçlerini anlamaları, kendi güvenlik risklerinin farkında olmaları ve bakımları ile ilgili kararlara katılmaları hastalık yönetimi için önemlidir.
Öz Bakım ve Günlük Yaşamda Güvenlik: Bulaşıcı olmayan hastalıkların yönetiminde güvenli bakım hastanede başlayıp hastanede bitmemektedir. Kişilerin günlük yaşamlarında da bakım ve tedavilerini güvenli şekilde sürdürebilmeleri, kontrol ve randevularına düzenli gelmeleri, ilaçlarını doğruı kullanmaları, belirti ve ölçümlerini takip etmeleri, ve hangi durumda ve ne zaman sağlık hizmetine başvurmaları gerektiğini bilmeleri kritik öneme sahiptir.
Risklerin Belirlenmesi ve Zararın Önlenmesi: Yüksek riskli ve incinebilir popülasyondaki bu hasta grubunda işlem ve prosedür kaynaklı risklerin, bakım geçişlerindeki iletişim eksikliklerin, izlem ve takip süreçlerinde yaşanan aksaklıkların, ilaç hatalarının, tıbbi cihazlara bağlı zararların engellenmesi, risklerin önceden belirlenerek gerekli önlemlerin alınması ile mümkündür. Bu kapsamda proaktif (önleyici) yaklaşım stratejilerinin geliştirilmiş olması hayati önem taşımaktadır
Güvenlik Olaylarının Raporlanması: Tek bir güvenlik olayı bile bu hastalıklar ile yaşayan kişilerin hayatında uzun süreli etkiler yaratabilir. Bu nedenle hasta güvenliği sürecine yönelik tüm olayların, hastaya yansımamış ramak kala durumlar da dahil olmak üzere, zamanında ve doğru şekilde raporlanması, risklerin belirlenmesine, önlemlerin alınmasına ve güvenli bakım kültürünün güçlenmesine yardımcı olur. Amaç, suçlamak değil; öğrenmek, geliştirmek ve daha güvenli sistemler oluşturmaktır.
Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri olarak, bulaşıcı olmayan hastalıklarla (BOH) yaşayan bireylerin bakımında hasta güvenliğini, erken tanıyı, risklerin azaltılmasını, bakımın sürekliliğini ve hasta katılımını tüm süreçlerin temel unsurları olarak ele alıyoruz.
Güvenli ve insan odaklı bakım için;
Hastayı bakım sürecinin aktif bir parçası olarak görüyoruz. Hastaların bilgi ve deneyimlerinden yararlanıyor, ortak karar vermeyi ve güvenli öz-yönetimi destekliyoruz.
Riskleri erken fark ediyor ve zararları önlüyoruz. Değiştirilebilir risk faktörlerini değerlendiriyor; ilaç, işlem/prosedür, tıbbi cihaz ve bakım süreçlerinden kaynaklanabilecek riskleri önceden belirleyerek gerekli önlemleri alıyoruz.
Korunmayı ve risk azaltmayı destekliyoruz. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik ediyor, kanıta dayalı koruyucu sağlık uygulamalarını bakım süreçlerine dahil ediyoruz.
Erken ve doğru tanıyı destekliyoruz. BOH ile ilişkili risklere karşı farkındalığımızı yüksek tutuyor; gecikmiş, atlanmış veya yanlış tanı riskini azaltmak için hastayı bütüncül olarak değerlendiriyoruz.
Bakımın sürekliliğini ve koordinasyonunu sağlıyoruz.Devir teslim, sevk ve taburculuk süreçlerinde güvenli iletişimi ve bilgi aktarımını destekliyor; farklı sağlık çalışanları ve bakım ortamları arasında koordinasyonu sürdürüyoruz.
Çalışanlarımızı güçlendiriyoruz.Eğitim, ekip çalışması, açık iletişim ve güvenli çalışma ortamını destekleyerek çalışanlarımızın güvenli bakım sunma kapasitesini artırıyoruz.
Öğreniyor ve sürekli iyileştiriyoruz. Hasta güvenliği olaylarını ve riskleri bildiriyor, yaşanmış deneyimlerden ve verilerden yararlanıyor, iyi uygulamaları paylaşarak güvenlik kültürünü geliştiriyoruz.
Yaşam boyu HASTA GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİMİZDİR !
Bulaşıcı olmayan hastalıklarla yaşayan herkesin; güvenli, kaliteli, koordineli ve insan odaklı sağlık hizmetine erişmesini sağlamayı hedefliyor,
bakımın her aşamasında önlenebilir zararları azaltmak için birlikte çalışıyoruz.

Bu yıl, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenen Dünya Hasta Güvenliği Günü'nün teması, "Hasta Güvenliği İçin Tanıyı İyileştirmek" olarak duyurulmuştur. “Doğru yap, güvenli hale getir” sloganı ile öne çıkan bu tema, sağlık hizmetlerinde doğru, zamanında ve güvenli tanı koymanın önemini vurgulamaktadır.
Tanı hataları, uygun tedaviyi önleyerek veya geciktirerek, gereksiz veya zararlı tedavi sağlayarak hastalara ciddi zararlar verebilir. Bu nedenle, tanı süreçlerinin iyileştirilmesi, hasta güvenliği açısından kritik bir öneme sahiptir.
Gecikmiş Tanı: Hastalığın erken aşamalarda teşhis edilememesi sonucu ortaya çıkan zarar.
Yanlış Tanı: Hastaya yanlış teşhis konulması nedeniyle yanlış tedavi uygulanması.
Kaçırılmış Tanı: Hastalığın teşhis edilememesi ve bu nedenle tedavinin uygulanamaması. Doğru tedaviyi belirlemek için doğru tanı çok önemlidir. Yanlış veya gecikmiş bir tanı, hastanın gerekli tıbbi bakımı zamanında alamamasına ve bu da daha fazla sağlık sorununa veya komplikasyona yol açabilir. Gereksiz tedavi veya gerekli olmayan ilaçların reçete edilmesi önemli sağlık riskleri doğurabilir.
Doğru bir teşhis,
Hastalıkların erken tespit edilmesini sağlar. Bu, ciddi sağlık sorunlarının erken aşamada tedavi edilmesine yardımcı olabilir, bu da iyileşme şansını artırır ve sağlık hizmeti maliyetlerini azaltır.
Kaynakların daha verimli kullanılmasına yardımcı olur. Zaman, personel, ekipman ve finansal kaynaklar gibi unsurlar, teşhis doğru olduğunda daha etkili bir şekilde kullanılabilir.
Hastaların sağlık sistemine ve sağlık çalışanlarına olan güvenini sürdürmesine yardımcı olur. Güven kaybı; belirsizliğe, memnuniyetsizliğe ve tıbbi talimatlara daha az uyulmasına yol açar. Hastalar teşhislerinin doğru olduğunu anladıklarında, kendi sağlık bakımlarına aktif olarak katılmaya daha istekli olurlar. Bu, tedavi planlarına uymayı, yaşam tarzı değişikliklerini uygulamayı ve tedavi ekibiyle iş birliği yapmayı içerir.
Tanı Hatalarını Azaltmak: Tanı hatalarının azaltılması için farkındalığı artırmak ve prosedürlerimize tanı güvenliği sürecini entegre etmek.
Tanı Güvenliğini Sağlamak: Verdiğimiz sağlık hizmetlerinin her seviyesinde, doğru, zamanında ve güvenli tanının önemini vurgulamak.
Hasta ve Aile Katılımı: Hastaların ve ailelerin tanı süreçlerinde aktif katılımını sağlamak ve onların görüşlerini, geri bildirimlerini dikkate almak.
Etkili Takım Çalışması / İletişim: Hastalığın tanı ve tedavi sürecine dahil olan sağlık profesyonelleri arasında etkin iletişim ve iş birliği sağlamak.
Eğitim ve Farkındalık: Sağlık çalışanlarımıza tanı güvenliği ve önemi konusunda eğitimler vermek.
Teknoloji Kullanımı: Tanı süreçlerini iyileştirmek için ileri teknoloji çözümlerini sistemlerimize entegre etmek, karar destek mekanizmalarından yararlanmak.
Güvenlik Kültürünü Sağlamak: Tanı hatalarının veya ramak kala durumların gönüllü olarak raporlanmasını teşvik edecek, suçlama ve cezalandırma yaklaşımından uzak, hatalardan ders alınan ve bunları azaltmak için yaklaşımlar geliştiren bir kültürü, organizasyonun parçası haline getirmek.
Hastalarımızın doğru ve güvenli tedavi-bakım hizmetini almasını sağlamak için, tanı güvenliğini önemsiyor ve iyileştiriyoruz.
Hep birlikte daha güçlüyüz.
Hastalarımızın doğru ve güvenli tedavi-bakım hizmetini almasını sağlamak için, tanı güvenliğini önemsiyor ve iyileştiriyoruz. Hep birlikte daha güçlüyüz.

Her çocuğun, güvenli, kaliteli ve eşit sağlık hizmeti alma hakkı vardır. Ancak yenidoğanlar ve küçük çocuklar, hızlı gelişimleri, değişen sağlık ihtiyaçları ve farklı hastalık örüntüleri nedeniyle daha yüksek risklerle karşı karşıyadır. Karar vermek ve haklarını savunmak için yetişkinlere ihtiyaç duyarlar. Ayrıca, ailelerin sosyoekonomik koşullarına bağlı olarak ihtiyaç duydukları bakıma erişememek gibi ek zorluklarla da karşılaşabilirler. Bu faktörler, bakım ve tedavi hizmetleri çocukların sağlık durumlarına özel olarak uyarlanmadığında onları zarara karşı daha savunmasız hale getirir.
Tıbbi bakım alan yenidoğan ve çocuklarda bildirilen istenmeyen olayların görülme sıklığı değişmekle birlikte, tüm bakım ortamlarında istenmeyen olayların yaşandığı, özellikle yoğun bakım ünitelerinde bu riskin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu kritik konuya dikkat çekmek amacıyla, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2025 Dünya Hasta Güvenliği Günü’nün teması “Her yenidoğan ve her çocuk için güvenli bakım” olarak belirlenmiştir. Bu tema, çocukların sağlık hizmetlerinde önlenebilir zararlardan korunması için daha güçlü önlemlerin alınması gerektiğini vurgulamaktadır.
“Başlangıçtan itibaren hasta güvenliği!” sloganı ile 2025 yılı Dünya Hasta Güvenliği Günü, önlenebilir zararın ortadan kaldırılmasına ve her çocuğun yaşam boyu sağlıklı bir geleceğe sahip olmasına yönelik küresel bir çağrı niteliği taşımaktadır.
Çocukların bakımında güvenliğin sağlanması; ilaç güvenliği, tanı doğruluğu, bağışıklama güvenliği, enfeksiyonların önlenmesi klinik kötüleşmenin erken uyarıların tanınması, düşme ve yaralanmaların önlenmesi gibi temel alanlarda güçlü uygulamalarla mümkündür.
Hasta Kimliğinin Doğrulanması: Yenidoğanlar ve küçük çocuklar kendilerini tanıtamayacak durumda olduklarından, kimlik doğrulama hatası riski daha yüksektir. Bu nedenle kimlik doğrulama, güvenli bakımın ilk ve vazgeçilmez adımıdır. Her işlem öncesinde doğru bebeğe/çocuğa doğru tedavi ve bakımın uygulandığından emin olunması, hasta güvenliği için kritik öneme sahiptir.
İlaç Güvenliği: Çocuk ve yenidoğanlarda küçük doz farklılıkları bile ciddi risklere yol açabilir. Bu nedenle her tedavide doğru hasta–doğru ilaç–doğru doz–doğru zaman–doğru yol prensipleri ve çift kontrol süreci hayati önem taşır.
Tanı Doğruluğu: Çocuklarda ve özellikle yenidoğanlarda hastalık belirtileri çoğu zaman yetişkinlere göre farklı ve daha zor fark edilebilir niteliktedir. Bu durum yanlış ya da gecikmiş tanı riskini artırır. Doğru ve zamanında tanı, uygun tedavinin başlamasını sağlarken gereksiz girişimlerin önüne geçer. Ayrıca ebeveynlerin çocuklarındaki değişiklikleri yakından gözlemlemeleri ve sağlık ekibiyle paylaşmaları, tanı sürecine önemli katkı sağlar.
Enfeksiyonların Önlenmesi: Yenidoğanlar ve çocuklar bağışıklık sistemleri henüz tam gelişmediği için enfeksiyonlara karşı savunmasızdır. El hijyeni, izolasyon önlemleri ve bağışıklama süreçlerinin titizlikle uygulanması, çocukların hastane ve ev ortamında enfeksiyon riskini azaltır.
Bağışıklama Güvenliği: Yenidoğan ve çocuklarda aşıların zamanında ve doğru uygulanması, ciddi hastalıkların önlenmesine yardımcı olur ve çocuğun sağlığının yanı sıra toplum sağlığını da korur.
Düşme ve Yaralanmaların Önlenmesi: Yenidoğan ve küçük çocuklar motor becerilerinin gelişim sürecinde olmaları nedeniyle düşme ve yaralanma açısından yüksek risk grubundadır. Düşmeler ciddi yaralanmalara ve komplikasyonlara yol açabilir. Hastane ve ev ortamında uygun önlemler almak, güvenli bakım ve yaşam alanı sağlayarak bu riskleri azaltır.
Klinik Kötüleşmenin Erken Tanınması: Yenidoğan ve çocuklarda sağlık durumundaki değişiklikler hızlı ilerleyebilir. Erken uyarı sistemleri ve sürekli gözlem, sorunların zamanında fark edilmesini sağlar ve olası komplikasyonların önlenmesine yardımcı olur.
Aile ve Bakım Verenlerin Katılımı: Yenidoğan ve çocuklar kendi sağlıklarını ifade edemediği için ailelerin ve bakım verenlerin gözlemleri kritik öneme sahiptir. Süreçlere aktif katılımları, değişikliklerin fark edilmesi ve geri bildirimleri, güvenli bakımın sağlanmasına doğrudan katkı sağlar.
Güvenlik Olaylarının Raporlanması:Tek bir güvenlik olayı bile bir çocuğun sağlığı ve gelişimi üzerinde uzun süreli etkiler yaratabilir. Bu nedenle hasta güvenliği sürecine yönelik tüm olayların, hastaya yansımamış ramak kala durumlar da dahil olmak üzere, zamanında ve doğru şekilde raporlanması, risklerin belirlenmesine, önlemlerin alınmasına ve güvenli bakım kültürünün güçlenmesine yardımcı olur.
Güvenli Bakımı Sürdürmek: Çocuk ve yenidoğan bakımında güvenliği güçlendirmek için farkındalığı yükseltmek ve tüm bakım süreçlerinde güvenli uygulamaları sürekli olarak hayata geçirmek.
Bireyselleştirilmiş Bakımı Sağlamak:Her çocuğun yaşı, kilosu, gelişim düzeyi, tıbbi ihtiyaçları ve özel durumları dikkate alınarak bakımının onlara uygun şekilde verilmesini sağlamak.
Aile ve Çocukların Katılımını Desteklemek: Ebeveynleri, bakım verenleri ve çocukları hasta güvenliği konusunda güçlendirmek; eğitim, farkındalık ve bakım süreçlerine aktif katılımlarını teşvik ederek güvenli bakımın bir parçası olmalarını sağlamak.
Etkili Takım Çalışması ve İletişim: Çocuğun bakımına dahil olan tüm sağlık profesyonelleri arasında etkin iletişim ve iş birliğini sağlamak; riskleri ve erken uyarı işaretlerini zamanında paylaşmak.
Eğitim ve Farkındalık:Sağlık çalışanlarımızı çocuk ve yenidoğan bakımında güvenli uygulamalar, ilaç ve tanı hatalarına karşı önlemler ve enfeksiyon kontrolü konusunda sürekli olarak eğitmek.
Teknoloji ve Sistem Kullanımı: Güvenli bakım süreçlerini iyileştirmek için ileri teknoloji ve karar destek mekanizmalarını sistemlerimize entegre etmek.
Güvenlik Kültürünü Sürdürmek: Çalışanlarımızı gönüllü olarak raporlama sürecine teşvik eden, suçlama ve cezalandırma yaklaşımından uzak, hatalardan ders alınan ve tekrarlamaması için önlemler geliştiren kültürümüzü sürdürmek.
Başlangıçtan itibaren ve yaşam boyu HASTA GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİMİZDİR
Her yenidoğan ve çocuğun eşit, doğru, güvenli ve kaliteli bakım almasını sağlamayı hedefliyor;
yaşam boyu sürecek sağlıklı ve güvenli bakım deneyimleri edinmelerini destekliyoruz.
Bu içerik Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.