Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), okul çağındaki çocuklarda görülen ve belirtileri yetişkinlikte de devam edebilen yaygın bir nörogelişimsel bozukluktur. Uzun yıllar boyunca DEHB belirtilerinin davranışsal bir problemden kaynaklandığı ve bunun daha fazla disiplinle düzeltilebileceğine inanılıyordu. Oysa günümüzde yapılan pek çok araştırma dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu ve bu durumun beynin yapısını ve işleyişini etkileyebileceğini ortaya koymaktadır.
DEHB olan bireyler erken teşhis ve uygun tedavi ile yaşamlarına dikkat eksikliği problemi olmayan insanlar gibi devam edebilir, oldukça başarılı olabilirler. Ancak DEHB erken dönemde teşhis edilmez ve gerekli tedavi uygulanmazsa, kişiler eğitim hayatında, sosyal ilişkilerinde, aile ilişkilerinde problemlerle karşı karşıya kalabilir. DEHB tedavisi multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Bir başka ifadeyle, ilaç tedavisinin, eğitsel, davranışsal ve psikolojik desteğin bir arada yürütülmesi gerekebilir. Ruh sağlığı uzmanları kişinin yaşına, semptomların şiddetine ve günlük yaşam üzerindeki etkilerine göre uygun tedavi planını hazırlar. Halk arasında sıklıkla merak edilen "DEHB Ne Demek?" , "DEHB Tanı Kriterleri Nelerdir?" gibi sorular ve çok daha fazlasını aşağıdaki yazımızda bulabilirsiniz.
DEHB, dikkati toplamada ve sürdürmede zorluk, yerinde sabit duramama, dinlemiyor gibi görünme, başkası konuşurken sıklıkla sözünü kesme, tamamlaması gereken işleri unutma gibi semptomlarla karakterize edilen nörogelişimsel bir bozukluktur. Yani kısacası, DEHB şımarıklık veya umursamazlık değildir. Beynin kontrol, dikkat, zamanlama, çalışma belleği gibi konulardan sorumlu bölgelerinde meydana gelen bazı değişiklikler dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi çeşitli nörogelişimsel bozuklukların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı'nda (DSM) tanımlanan nörogelişimsel bozukluklardan biridir. DEHB tanı kriterlerinin yıllar içinde pek çok kez değişime uğradığı bilinmektedir.
1902 yılında çocuklarda dikkatsizlik, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik belirtilerinin tanımlanmasından bu yana DEHB farklı isimlerle anılmış ve zaman içinde daha iyi anlaşılmaya başlanmıştır. İlk tanımlamalarda daha çok hareketlilik üzerinde durulurken, sonraki yıllarda dikkat sorunları ve dürtüsel davranışlar da tanıma dahil edilmiştir. 1980 yılında yayımlanan tanı kılavuzunda dikkat eksikliği ayrı bir başlık altında ele alınır. Sonraki yıllarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite birlikte değerlendirilir ve günümüzde de kullanılan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) adı benimsenir.
Günümüzde kullanılan DSM-5 tanı kılavuzunda DEHB belirtileri, baskın oldukları alanlara göre üç grupta ele alınır: dikkatsiz tip, hiperaktif-dürtüsel tip ve karma tip. Bir diğer ifadeyle, bazı kişilerde dikkat eksikliği ve buna bağlı sorunlar daha ön plandayken, bazı kişilerde hiperaktivite ve dürtüsellik daha belirgin olabilir veya her iki belirti grubu birden bulunabilir.
Ayrıca DEHB’den söz edilebilmesi için 12 yaşından önce bazı belirtilerin ortaya çıkması gerekir. Fakat buradan DEHB’nin sadece çocukluk dönemine özgü bir bozukluk olduğu anlamının çıkarılmaması gerekir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtileri yaş ilerledikçe değişebilir. Örneğin, çocuklukta daha belirgin olan hareketlilik yetişkinlikte azalabilir, ancak dikkatini sürdürme ve işleri organize etme zorlukları hâlâ devam edebilir. Sıklıkla rastlanan DEHB belirtileri şu şekilde sıralanabilir:
Sayılanlar DEHB’nin yaygın olarak rastlanan semptomlarıdır. Bununla birlikte, DEHB’nin alt türlerine göre belirtiler bir nebze farklılaşabilir.
DEHB bulunan kişilerin bazılarında zaman zaman hiperaktivite veya dürtüsellik görülse de dikkat eksikliği daha belirgindir. Dikkatsiz tip DEHB belirtileri aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Dikkatsiz tip DEHB tanısı erken dönemde konulursa, bilişsel davranışçı terapi gibi terapi yöntemleri yardımıyla semptomlar kontrol altına alınabilir. Çalışmalar, dikkatsiz tip DEHB tanısı alan kız çocuklarının sayısının erkek çocuklara göre daha fazla olduğunu gösterir.
Hiperaktif-dürtüsel tip bozukluğa sahip olan kişilerde de dikkat eksikliği belirtileri görülebilse de hiperaktivite ve dürtüsellik daha baskın olabilir. Başlıca belirtiler şunlardır:
Sayılan belirtilere sahip çocuklar özellikle sınıf ortamında sorun yaratabilir, hem kendi öğrenmelerini hem de arkadaşlarının öğrenme sürecini olumsuz etkileyebilirler. Dikkatsiz tip bozukluğunun aksine, araştırmalara göre hiperaktif-dürtüsel tip tanısı alan erkek çocukların sayısı kız çocuklarından daha fazladır.
DEHB tanısı alan çocukların büyük kısmında karma tip olduğunu gösteren pek çok çalışma vardır. Yani bu çocuklarda hem dikkati toplamada ve sürdürmede zorluk hem de hiperaktivite ve dürtüsellik bir arada görülür. Aslında pek çok insan zaman zaman dikkatsiz olabilir veya dürtüsel davranışlar sergileyebilir. DEHB durumunda ise bunların şiddeti ve süresi daha fazladır. Okul öncesi çağında karma tip DEHB’ye sahip olan çocuklarda hiperaktivite belirtilerine daha fazla rastlanabilir. Ancak belirtiler yaş ilerledikçe değişebilir.
Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı'na göre dikkat eksikliği ve hiperaktivite tanısı konulabilmesi için belirtilerin 12 yaşından önce ortaya çıkmış olması gerekir. Ancak bu durum bozukluğun sadece çocukluk çağı ile sınırlı olduğu anlamına gelmez. Çalışmalar DEHB tanısı alan çocukların dörtte üçünden fazlasında belirtilerin yetişkinlik dönemine kadar devam ettiğini gösterir. Okul döneminde olduğu gibi yetişkinlikte de dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtileri günlük hayatı ciddi ölçüde zorlaştırabilir. Yetişkinlerde DEHB belirtileri şu şekilde sıralanabilir:
Yetişkinlerde DEHB çoğu zaman başka psikolojik sağlık sorunları ile birlikte görülebilir. Bazı çalışmalar DEHB’li yetişkinlerin yaklaşık %70’inde uykusuzluk gibi uyku sorunlarının da bulunduğunu gösterir. Bu nedenle doğru tedavi planlaması için detaylı değerlendirme önemlidir. Modern dünyanın yoğun temposunda çoğu insan sayılanları zaman zaman yaşayabilir. Ancak bunların sık tekrarlanması ve 6 aydan uzun sürmesi dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu düşündürebilir.
DEHB'nin nedenleri tam olarak bilinmese de nörolojik kaynaklı olduğu bilinmektedir. DEHB beyin yapısı, beyindeki dopamin seviyesi, genetik yatkınlık, gebelik ve doğum sürecinde yaşanan bazı olumsuzluklar ve çevresel etkenler gibi çeşitli faktörlerin etkisiyle ortaya çıkabilir. Bu etkenler birbirinden tamamen bağımsız değildir. Örneğin kişinin genetik özellikleri, çevresindeki bazı faktörlerden ne ölçüde etkileyebileceği ile ilişkili olabilir.
DEHB'nin ortaya çıkmasında genetik yatkınlığın önemli bir payı vardır. DEHB tanısı alan kişilerin anne, baba veya kardeşlerinde bu durumun görülme olasılığının daha yüksek olduğunu gösteren bazı çalışmalar mevcuttur. Tek yumurta ikizlerinde DEHB'nin birlikte görülme olasılığının çift yumurta ikizlerine göre daha yüksek olması da bu durumu kanıtlar niteliğindedir. Ancak DEHB'ye neden olan tek bir gen belirlenmemiştir. Bu nedenle bozukluğu yalnızca genetik özelliklerle açıklamak doğru olmaz.
DEHB nedenleri hakkında son yıllarda yapılan çalışmalar dopamin seviyesindeki azalmanın da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun gelişmesinde rolü olabileceğini gösterir. Dopamin, sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan ve dikkat, hareket ve motivasyonla ilişkili süreçlerde rol oynayan kimyasal habercilerden biridir. Araştırmalar, DEHB'de dopamin sisteminin işleyişinde bazı farklılıklar olabileceğini düşündürmektedir. Ancak mevcut bulgular DEHB'nin doğrudan dopamin eksikliğinden kaynaklandığını göstermez. Bu nedenle dopaminin yanı sıra diğer nörolojik ve genetik etkenlerin de birlikte incelenmesi gerekir.
Gebelik ve doğum sürecinde yaşanan bazı problemler de DEHB gelişimine yol açabilir. Özellikle erken doğum ve düşük doğum ağırlığı olan çocuklarda DEHB görülme riskinin daha yüksek olabileceğini gösteren araştırmalar vardır. Gebelikte sigara kullanımı gibi faktörlerin DEHB gelişimindeki etkisi de hâlâ araştırılmaya devam etmektedir.
Kurşun ve bazı tarım ilaçları gibi toksik maddelere maruz kalmanın da dikkat, çalışma belleği ve dürtüleri kontrol etme gibi işlevleri etkileyebileceği düşünülmektedir. Bazı araştırmalar bu maddelere maruz kalma ile DEHB belirtileri arasında ilişki olabileceğini gösterir.
DEHB’nin nedenleri arasında çevresel faktörlerin de rolü olabilir. Aile içindeki sorunlar, yoksulluk, akran zorbalığı ve olumsuz yaşam koşulları da DEHB semptomlarının ortaya çıkmasına yol açabilir. Ancak bu koşulların doğrudan DEHB'ye neden olduğu gösterilmemiştir. Bazı durumlarda DEHB belirtileri aile ve arkadaş ilişkilerinde sorunlara yol açabilir. Diğer yandan, çevresel koşullar belirtilerin günlük yaşamdaki etkisini değiştirebilir. Bu nedenle DEHB ile çevresel faktörler arasındaki ilişkiyi tek yönlü değerlendirmek doğru olmaz.
Beslenme beynin normal işleyişini destekleyen temel etkenlerden biridir. Beyin hücrelerinin çalışması, sinir hücreleri arasındaki iletişim ve dikkat, öğrenme ve hafıza gibi bilişsel işlevler için çeşitli besin öğelerine ihtiyaç duyar. Omega-3 yağ asitleri, demir, çinko, magnezyum, B grubu vitaminleri ve D vitamini gibi besin ögeleri beyin gelişimi ve işleyişi açısından önemlidir. Beslenmenin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun gelişimindeki rolü tam olarak bilinmese de, beyin sağlığı ve işleyişi üzerindeki etkisi bilinmektedir. Bu nedenle sağlıksız ve dengesiz beslenme bazı kişilerde dikkat ve davranışla ilgili beyin fonksiyonlarını etkileyebilir ve semptomların ortaya çıkmasına veya şiddetlenmesine dolaylı olarak yol açabilir.
Ek olarak, şeker tüketimi ve gıdalara eklenen bazı katkı maddelerinin hiperaktivite üzerindeki etkileri de araştırılan konular arasındadır. Şekerin DEHB belirtilerini doğrudan artırdığına ilişkin kesin kanıtlar bulunmamakla birlikte, bazı çocuklarda belirli gıdalarla davranış değişiklikleri arasında ilişki gözlenebilir. Bazı yapay gıda renklendiricilerinin de hassas çocuklarda hiperaktivite ile ilişkili olabileceğini düşündüren bulgular vardır.
Sebze, meyve, tam tahıllar, yumurta, balık ve kuruyemişler gibi farklı besin gruplarını içeren dengeli bir beslenme planı genel sağlığı destekler. Bununla birlikte, DEHB semptomlarının yönetilmesinde beslenme düzeninin değiştirilmesi tek başına yeterli değildir. Vitamin veya mineral takviyeleri kullanılacaksa veya belirli gıdaların beslenmeden çıkarılması düşünülüyorsa, bir uzmana danışılması önemlidir.
Yaşamın ilk birkaç yılında çocukların büyük çoğunluğu oldukça meraklı oldukları için çeşitli nesnelere uzanabilmek, oyun oynamak veya dans etmek için parmak uçlarında yürüyebilirler. Bu davranış erken çocukluk döneminde doğaldır. Ancak davranışın zamanla azalması beklenir. Eğer parmak ucunda yürüme 3 yaşından sonra da devam ediyorsa ve altında herhangi bir kas rahatsızlığı gibi sağlık sorunu bulunmuyorsa, uzmanlar çocuğun dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu açısından da değerlendirilmesini önerebilir.
DEHB belirtileri yönetilmediğinde okul veya iş yaşamında, sosyal ilişkilerde ve günlük sorumluluklarda zorluklara yol açabilir. Belirtilerin şiddeti ve kişinin yaşamına etkisi zaman içinde değişebilir.
DEHB ilaçları için kullanım süresi kişiye göre değişir. Tedavinin devam edip etmeyeceğine, belirtilerin günlük yaşama etkisi, ilacın sağladığı yarar ve yan etkiler göz önünde bulundurularak doktorlar karar verir.
Okulda açık ve kısa yönergelerin verilmesi, uzun görevlerin daha küçük adımlara bölünmesi, dikkat dağıtıcı unsurların azaltılması ve olumlu davranışların desteklenmesi yararlı olabilir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun her kişide tamamen ortadan kalkacağını söylemek doğru değildir. Fakat erken teşhis ve kişiye uygun tedavi ile semptomlar büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.
DEHB belirtileri çocukluk döneminde başlar. Tanı ölçütlerine göre belirtilerin bir kısmının 12 yaşından önce ortaya çıkmış olması gerekir. Bununla birlikte, bazı kişilerde belirtiler çocuklukta fark edilmediği için tanı yetişkinlik döneminde konulabilir.
DEHB çocuklarda ve yetişkinlerde görülebilir. Çocukluk döneminde erkek çocuklara daha sık tanı konulsa da, kız çocuklarında da DEHB görülebilir.
Belirtilerin belirli bir yaşa gelindiğinde tamamen düzeleceğini söylemek zordur. Bazı kişilerde belirtiler yaşla birlikte hafiflerken, bazılarında dikkat, zaman yönetimi ve organizasyonla ilgili zorluklar yetişkinlikte de devam eder.
DEHB ve üstün zeka birbirinden tamamen farklıdır. Üstün zekâya sahip bir kişide DEHB de bulunabilir. Dikkat sorunları veya okul başarısındaki değişiklikler tek başına kişinin zeka düzeyini ya da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olduğunu göstermez. Kesin tanı ancak uzman tarafından konulabilir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar dikkatlerini sürdürmekte, yönergeleri takip etmekte veya başladıkları işleri tamamlamakta zorlanabilirler. Bazı çocuklarda sürekli hareket etme, sırasını bekleyememe ve başkalarının sözünü kesme gibi davranışlar daha belirgindir.
DEHB ve otizm spektrum bozukluğu farklı nörogelişimsel durumlardır. DEHB daha çok dikkat, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileriyle; otizm ise sosyal iletişim ve etkileşim özellikleri ile sınırlı veya tekrarlayıcı davranış örüntüleriyle tanımlanır.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ilaçları dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtilerini azaltmak amacıyla kullanılan ilaçlardır.
Dikkatsizlik, hareketlilik veya dürtüsellik zaman zaman herkeste görülebilir. Bu davranışların uzun süre devam etmesi, kişinin gelişim düzeyine göre beklenenden belirgin olması ve günlük yaşamını birden fazla ortamda olumsuz etkilemesi durumunda DEHB açısından değerlendirme yapılabilir.
DEHB tanısı için kullanılan spesifik bir yöntem olmadığından, teşhis ancak kapsamlı muayenenin ardından konulabilir. Tanı sürecinde kişinin belirtileri, gelişim öyküsü ve belirtilerin günlük yaşamını nasıl etkilediği birlikte değerlendirilir. DSM-5 DEHB tanı kriterleri doğrultusunda 16 yaşına kadar olan çocuklarda dikkat eksikliği veya hiperaktivite-dürtüsellik belirtilerinden en az 6'sının, 17 yaş ve üzerindeki kişilerde ise en az 5'inin bulunması gerekir. Belirtilerin en az 6 aydır devam etmesi ve kişinin gelişim düzeyine uygun olmaması da önemlidir.
Tanı için belirtilerin bir kısmının 12 yaşından önce ortaya çıkmış olması, ev, okul ya da iş gibi en az iki farklı ortamda görülmesi ve kişinin sosyal, akademik veya mesleki yaşamını olumsuz etkilemesi gerekir. Değerlendirme sırasında aile üyelerinden, öğretmenlerden veya kişiyi yakından tanıyan diğer kişilerden bilgi alınabilir. Kaygı bozuklukları, depresyon, uyku sorunları ve öğrenme güçlükleri gibi benzer belirtilere yol açabilen psikolojik sorunlar da tanı sürecinde detaylı olarak incelenir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısında kullanılan spesifik bir test yoktur. DEHB testi, dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtilerini değerlendirmek için kullanılan anket ve belirti ölçekleri için kullanılan bir ifadedir. Bu araçlar belirtilerin sıklığını ve günlük yaşama etkisini anlamaya yardımcı olur, ancak tek başına tanı koymak için yeterli değildir.
DEHB testi yetişkin bireylerde yapılırken değerlendirme kapsamında kişinin mevcut belirtilerinin yanı sıra çocukluk dönemindeki davranışları, okul yaşantısı ve günlük işlerini yürütme biçimi de değerlendirilir. Gerektiğinde aile üyelerinden veya kişiyi yakından tanıyanlardan bilgi alınır. Çocuklarda ise aile ve öğretmenlerin gözlemleri tanı sürecine katkı sağlar. Ayrıca benzer belirtilere yol açabilecek kaygı bozukluğu, hareket bozuklukları gibi başka sağlık sorunlarını dışlamak için gerekli muayene ve incelemeler yapılabilir.
İnternette bulunan DEHB testleri belirtiler hakkında fikir verebilir, ancak kesin tanı için uzman değerlendirmesi gerekir. Özellikle yetişkinlerde DEHB belirtileri çocukluk döneminden beri fark edilmemiş olabileceğinden, kişinin geçmiş yaşantısının ayrıntılı olarak ele alınması önemlidir.
DEHB tanısı tek başına kişinin eğitimine, çalışmasına veya sosyal yaşamına devam etmesine engel değildir. Bununla birlikte, belirtilerin kişinin işlevselliğine etkisi ve ihtiyaç duyduğu destek kişiden kişiye değişir. Özel mesleki veya yasal koşullar söz konusu olduğunda, ilgili kurallar ayrıca değerlendirilir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisi kişinin yaşına, belirtilerinin şiddetine ve günlük yaşamında karşılaştığı zorluklara göre planlanır. Tedavinin amacı dikkat sorunlarını, hiperaktiviteyi ve dürtüsel davranışları kontrol altına alarak kişinin okul, iş ve sosyal yaşamını kolaylaştırmaktır. Bu nedenle DEHB tedavisinde ilaçların yanı sıra davranışsal müdahaleler, psikolojik destek ve eğitim desteğinden de yararlanılabilir. Başlıca DEHB tedavisi yöntemleri şunlardır:
Her kişinin tedavi ihtiyacı aynı değildir. Bu nedenle yöntemler kişinin yaşına ve ihtiyaçlarına göre tek başına veya birlikte uygulanabilir. Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yeterli uyku da genel sağlığın ve günlük işlevlerin desteklenmesi açısından önemlidir. Bununla birlikte, vitamin ve bitkisel takviyeler, özel diyetler veya nöro-geribildirim gibi yöntemler DEHB tedavisinin yerine kendiliğinden kullanılmamalıdır. Bu yöntemlerin etkinliği konusunda kanıt düzeyi değişebilir; özellikle takviyeler bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Bu nedenle yeni bir yöntem denenmeden önce hekime danışılması gerekir.
DEHB belirtileri yaşamın farklı dönemlerinde kişinin ihtiyaçlarına göre değişebildiğinden, tedavi planı da zaman içinde yeniden düzenlenebilir. Düzenli uzman takibi ve uygun tedavi desteğiyle belirtilerin günlük yaşam üzerindeki etkisi azaltılabilir.
DEHB belirtileriyle baş etmek için günlük yaşamda bazı düzenlemeler yapmak zaman yönetimini ve dikkati sürdürmeyi kolaylaştırabilir. Kişinin ihtiyaçlarına uygun alışkanlıklar geliştirmesi günlük sorumluluklarını daha rahat yerine getirmesine yardımcı olabilir. DEHB için uygulanabilecek bazı yöntemler şunlardır:
Sayılan yöntemler DEHB belirtilerini yönetmeye yardımcı olabilir, ancak profesyonel desteğin yerini tutmaz. Belirtiler günlük yaşamı olumsuz etkiliyorsa, bir uzmana başvurulması ve kişiye uygun tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi önemlidir.
DEHB belirtileri günlük yaşamınızı etkiliyorsa, Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri'nin Psikiyatri bölümünde uzman hekimler tarafından gerekli değerlendirme ve tedavi süreçleri yürütülmektedir.
İki yaşındaki bebekler henüz dünyayı yeni yeni keşfetmeye başladıkları için hareketlilik, sabırsızlık ve dikkatlerini kısa süre koruyabilme gelişimin doğal özellikleri arasında olabilir. Bu yaşta hareketli olmak tek başına DEHB anlamına gelmez. Belirtiler çocuğun günlük yaşamını belirgin şekilde etkiliyorsa, uzman doktordan destek alınması faydalı olabilir.
Genetik yatkınlık DEHB gelişiminde önemli rol oynar. Ailede dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu öyküsü bulunması riski artırabilir. Bununla birlikte, bozukluğun gelişiminde etkisi olduğu kanıtlanan tek bir genden söz etmek zordur.
Çocuklarda dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite belirtileri için Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları (Çocuk Psikiyatrisi) bölümüne, yetişkinlerde ise Ruh Sağlığı ve Hastalıkları (Psikiyatri) bölümüne başvurulabilir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisinin ne kadar süreceği semptomların şiddeti, tedaviye ne kadar erken başlandığı gibi faktörlere göre değişiklik gösterebilir. Bazı kişilerde semptomlar birkaç yıl içerisinde kontrol altına alınabilirken, bazılarında ergenlikte ve yetişkinlikte de desteğe devam edilmesi gerekebilir.
Bozukluğa sahip olan kişilerin davranışları belirtilerin hangi alanda daha belirgin olduğuna göre değişir. Bazı kişiler dikkatini sürdürmekte, eşyalarını düzenlemekte veya işlerini tamamlamakta zorlanırken, diğerleri daha hareketli ve dürtüsel davranabilir.
Yaygın kanının aksine, DEHB daha fazla disiplin uygulayarak ortadan kaldırılabilecek bir durum değildir. Çocuğun ihtiyaçlarına uygun tedavi, ebeveyn desteği ve okulda yapılacak düzenlemeler belirtilerini yönetmesine yardımcı olabilir.
Hakkında
Mezun Olduğu Fakülte ve Yılı:
Marmara Üni Tıp Fak (1996)
”
Alo Yeditepe
Video içeriği