Toplumda çok bilinmeyen bir sorun olan Myastenia gravis aslında ciddi bir kas güçsüzlüğü hastalığı. Toplumda görülme sıklığı nispeten nadir olmakla birlikte yıllık insidansı milyonda 7 ila 23 yeni vaka arasında gerçekleşiyor. Bu durum daha çok genç kadınlar ve ileri yaştaki erkekleri etkiliyor. Hastalığın en yaygın belirtisi ise kas güçsüzlüğü ve yorgunluk. Özellikle kasların yoğun kullanımı sonrasında şikayetlerin arttığı görülüyor.
Otoimmün bir hastalık olan Myasthenia gravis (MG), sinir hücreleri ile kaslar arasındaki iletişimi sağlayan sinyalleri algılayan bölgelere vücudun kendi bağışıklık sisteminin savaş açması sonucu ortaya çıkıyor. Sinir uyarılarının kaslara doğru iletilmemesi kas güçsüzlüğü ile sonuçlanıyor. Hastanın yaşam kalitesi üzerinde önemli etkileri olan bu sorun günümüzde yeni tanı ve tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınıp yönetilebiliyor.
MG'nin nöromiyelitis optika, otoimmün tiroid hastalığı, sistemik lupus eritematozus (SLE) ve romatoid artrit gibi bazı diğer otoimmün hastalıklarla ilişkili olabileceği biliniyor. Ayrıca yeni anne olmuş kadınlarda doğum sonrası dönemin hastalık açısından riskli dönem olduğu yapılan bazı çalışmalarda gösterilmiştir.
Myastenia gravise bağlı kas zayıflığı aktiviteye bağlı olarak kötüleşirken dinlendikten sonra düzeliyor. Bununla birlikte hem kas zayıflığının şiddeti hem de etkilendiği kaslar kişiden kişiye değişebiliyor.
Hastalığın semptomlarının yaygın farklı hastalıklarla benzerlik göstermesinden dolayı teşhisinde zaman kaybedilebiliniyor. Myasthenia gravisin belirtileri, kas güçsüzlüğü ve yorgunluktur. Göz kasları, yüz ve çiğneme kasları, boyun, kol ve bacak kasları hatta solunum kasları dahi etkilenebilir. Genellikle göz kapağı düşüklüğü, çift görme, konuşma zorluğu, yutma güçlüğü, solunum zorluğu ve genel kas güçsüzlüğü gibi belirtilerle kendini gösterir. Özellikle de gün içinde değişen bir yorgunluk söz konusudur; hastalar sabahları kendilerini daha iyi hissederken, akşama doğru gittikçe artan kas güçsüzlüğünden yakınırlar. Kaslar kullanıldıkça bulgular daha da belirginleşir, dinlendikçe de kas gücü yerine gelir.
MG’nin teşhisi, alanında uzman hekimlerin hastayı değerlendirmesi ile konuyor. Öncelikle uygun belirtileri olan hastadan ayrıntılı bir tıbbi öykü almak gerekiyor, sonrasında ayrıntılı bir nörolojik muayene yapılıyor ve kan tahlilleri ve elektromiyografi (EMG) gibi tanıyı destekleyecek testlerle teşhiş konuyor.
Bugün gelinen noktada, miyasteninin tedavisinin bulunduğunu ve çoğu vakada etkin sonuçlar sağlanabildiğini söylemek mümkün. Tedavi ile genellikle belirtilerin kontrol altına alınması, kas gücünün artması ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi hedefleniyor. MG tedavisinde öncelikle daha önce sözü edilen sinir ve kas arasındaki sinyal aksamasını gidermeye yönelik tedaviler uygulanır. Bunun yanı sıra vücudun kendi kas sinir kavşağına karşı ortaya çıkan immün yanıtı baskılamak için bağışıklık sistemini yatıştırmaya yönelik bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler uygulanır. Tedavi yaklaşımları hastanın belirtileri, hastalığın şiddeti, yaygınlığı gibi faktörler göz önünde bulundurularak hastaya özgü seçilir ve bazen ağızdan, bazen damar yoluyla bazen de timektomi gibi cerrahi prosedürlerin uygulanması gerekebilir.
Myastenia gravis kronik bir durumdur ve tedavi süreci genellikle yaşam boyu devam eder. Bununla birlikte, modern tedavi yöntemleri ve ilaçlar sayesinde çoğu kişinin semptomları kontrol altına alınabilir ve kişi aktif bir yaşam sürdürebilir. Bu aşamada düzenli tıbbi takip, belirtilerin yönetimi ve kişiye özgü tedavi planının iyileştirilmesi için önem arz etmektedir.
Bazı önlemler alarak, semptomların şiddetini azaltarak ve kontrol altına alarak yaşam kalitesini artırmak mümkün. Hastaların dikkat etmesi gerekenler aşağıdaki gibidir:
Bu içerik Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.
”
Alo Yeditepe